Enes Sipahi

Son Yazılar


Son Yorumlar


Arşivler


Meta


En Son Ne Zaman ?

Yarım kalmış bir kitap, yarım kalmış bir aşk öyküsü gibidir.Şimdi anlıyorum; gürültü ve ses arasındaki sınır, geleneklerden ibaret. Tüm sınırlar, aşılmayı bekleyen birer gelenektir. Herhangi bir geleneğin geride bırakılabilmesi için öncelikle birinin onu aşması gerekir.Böyle anlarda senin kalp atışlarını , kendiminki kadar net duyabiliyorum ve anlıyorum ki ayrılık sadece bir yanılsama. Hayatım, kendi sınırlarımın çok ötesine uzanıyor. Hayatlarımız sadece bize ait değil. Beşikten mezara kadar , diğerlerine bağlıyız.. geçmişten geleceğe.. işlenen her bir suç ve yapılan her iyilik geleceğimizi yeniden şekillendirir...

EnesSipahiEnesSipahi

Duygular.. 2 kimyasal bileşimin bir araya gelerek insanı sonsuzluğa götüren bazende karanlık , soğuk odalara sürükleyen duygular… sence sadece 2 kimyasal kadar basit mi bu duygular ?

Son zamanlarda içinde bulunduğum durumlardan ve hissettiklerimden dolayı kafamda çok fazla sorular dolanmaya başlamıştı.Daha sonrasında bu sorulara yanıt bulmak için kendimi ve çevremi gözlemlemeye başladım.Tüm sorularımın başında tek bir kelime “Neden ?”. İnsanlar neden birbirlerini üzer , neden birbirlerinin içindeki hisleri görmezden gelirler , Çok daha mutlu olmak varken neden yanlışı seçip tüm olanları mahvederler , Neden doğru yol apaçık ortadayken hatalı olan yola girerler. neden en iyisine sahip olmuşken ondan sıkılır ve vazgeçer , neden kalpler kırılır , neden aşklar biter, neden insanlar mutsuz olur ,neden acı çeker ? ve Neden insanlar değişir. Aslında tüm bunların altında bir cevap var. Çünkü biz insanız . Fakat tüm bu kötü şeylerle beraber mi yaratıldık tüm bunlara kötülüklere sahip miydik doğarken ? hiç sanmıyorum

Tüm bu soruların cevaplarını öğrenmek aslında imkansız. Her soru sadece bir insan için binlerce cevap barındırır. Fakat tekrar bir soru ile karşılaşıyoruz. Bu soru binlerce sorunun cevabını içinde barındırıyor bir nebzede olsa. Duygular.. İnsanı insan yapan , binlerce soru sorduran , tüm bu soruların kaynağı.

Tüm bu duygulardan kurtulmak istedim. Kurtulamazsam bile kontrol altına almalıydım. Aşk , sevgi , acı ,istek , saysak onlarcası.

Hani yüreğimde bir sızı bir acı var derler ya inanmazdım bir duygu insanın fiziksel olarak insanın canını nasıl yakabilirdi. YAKIYORMUŞ… yaptığımda hatalardan dolayı bunu hissettiğim oldu. Cidden canını yakıyormuş insanın. Peki sorulara dönersek bunları anlamaya nereden başlayabilirdim ki ? Tabiki kitaplardan.Belli bir zaman sonra bir kitaba başladım. Bu kitap bir keşişi anlatan yada bir keşiş manastırında kalmış bir insanın onlar hakkında öğrendiklerini ve hissettiklerini kağıda dökmüş bir yazarın kitabı. Bilirsiniz ki keşişler duygular konusunda çok fazla şey öğrenmiş diyeceğim fakat tam demek istediğimi anlatamicak bu cümle , daha doğru söylemek gerekirse duygu ve dünya yaşamı hakkında hem görüp yaşamış hem tüm bunları düşünmekten , yazmaktan yükselmiş insanlar.Belki bu demek istediğimi anlatabilir.Vietnam da  din adamlarına yapılan baskı yüzünden bir keşiş protesto  için kendini ateşe verir ve o ateş ortasında hiç bir tepki vermeden öylecesine oturur.Alev alev yanan bir keşiş kılını bile kıpırdatmaz ve meditasyon halini hiç bozmadan yüzünde en ufak bir acı ,yanma duygusu olmadan öylece , durur . O acıya nasıl katlandı , nasıl kılını bile kıpırdatmadan o şekilde kaldı. Şimdi bu keşişlerle ilgili kitaba neden başladığımı anlamışsınızdır.Kitap da şöyle bir yazı ile karşılaştım.

 

 

“”Bir zamanlar bilinçli iletişim üzerine bir kursa katılmıştım, öğretmenim kırk yıldır evli olan bir adamdı.Dersten sonra bir öğrenci öğretmene yaklaşarak “Efendim, nasıl oluyor da bunca yıldır aynı kadınla olmaktan sıkılmıyorsunuz ?” diye sordu.Öğretmen cevap verdi: ” Ne dediğinizi anlayamadım , açıklar mısınız ?” Öğrenci tekrar denedi: “Yani bazen değişiklik istemiyor musunuz?” Öğretmen yine sordu:”Hala anlayamıyorum, Affedersiniz ama sorduğunuz nedir?” Öğrenci:” Efendim şöyle söyleyeyim ,hiç başka bir kadınla olmak istediğiniz zamanlar olmadı mı? Öğretmen kuşkuyla , “Birlikte olmakla  tam olarak neyi kastediyorsunuz” dedi. Sinirlenen öğrenci:”Efendim , bilirsiniz hiç başka bir kadınla yatmak istemediniz mi” ve öğretmen cevap verdi:”Neden başka bir kadınla yatmak isteyeyim ki ? Karımın üç yüz değişik huyu var ve sanırım ben yalnızca yüzünü keşfedebildim.Her gün uyandığımda onun farklı bir yönünü görmekten heyecan duyuyorum! Bunu duyduklarında kurstaki tüm kadınlar o adamla evli olmak istemişti.””

 

En son ne zaman sevdiğinizin gözlerinin içine bakıp ,”Kimsin sen sevgilim?” dediniz..

En son ne zaman bunu tüm benliğinizle sordunuz? Eğer sevdiğinize doğru ilgiyi göstermiyorsanız bu bir tür cinayettir..

Eğer onun hakkında her şeyi bildiğinizi farz ederek kendi düşüncelerinizde kaybolursanız,sevginiz yavaş yavaş ölür.Ama farkına varırsanız ,ilginiz sayesinde solan bir çiçeği canlandırır…

İlgi sayesinde bir yeni ve harika şeyi fark edersiniz; onu mutlu eden şeyleri, gizli becerilerini ve en derin arzularını öğrenirsiniz.

Doğru ilgiyi göstermezseniz onu sevdiğinizi nasıl söyleyebilirsiniz?

 

Şimdi anlıyor musun ? tüm o soruların neden sorulduğuna neden sorulmak zorunda kalındığını.

tumblr_njft1lXHB61tr0o2xo1_500

Ömrümüz bu geçici formların dansı değil de ne ? Her şey daima değişmiyor mu: ağaçtaki yapraklar,mevsimler, hava, günün vakitleri..Peki ya biz ? Geçmişte yaptığımız her şey şimdi rüya gibi gözükmüyor mu? Birlikte büyüğümüz dostlar, dar görüşlü bir tutkuyla benimsediğimiz görüşler ve fikirler, seni hep seveceğim dediğimiz aşklar.Hepsini geride bıraktık.

Vüdumuzun her hücresi her yeni güne doğduğumuzda ölüyor… Yüzümüzdeki ifade hep değişiyor…Bizim temel karakter dediğimiz şey yalnızca bilinç akışı, daha fazlası değil.

Bizler geçiciyiz, etkilerimiz geçici ve dünya da sağlam veya kalıcı diyebileceğimiz hiçbir şey yok.Eğer yalnızca tek bir sefer gerçekleşse ölümü tanıma imkanımız olmaz.Ne şanlıyız ki hayatın kendisi devam eden bir doğum ve ölüm dansıdır, bir değişim dansıdır.

Elinize bir bozuk para alın ve daha sonra elinizi yumruk yaparak avucunuz aşağı gelecek şekilde çevirin.Daha sonra paranın sıkı sıkıya tutunduğunuz o düşünce olduğunu hayal edin:Dünyada herşey den çok sevdiğiniz o insanında sizi sevmesini her şeyin daha iyi olmasını diliyorsunuz. Bende bunu diliyorum.

Eğer avucumu gevşetirsem yada açarsam paranın yani bağlandığım fikrin, hayalin düşeceğini biliyordum.Bu yüzden onu sıkı sıkıya tutuyordum.Onun beni tekrar sevmesini ve her şeyin güzel olmasını istiyordum. Ama bir ihtimal daha vardı, yalnızca avucumu yukarı çevirerek hem yumruğumu açabilir hemde paranın gökyüzüne bakmasını sağlayabilirdim.Avucumu yukarı çevirdim ve elimi açtım ,para hala oradaydı. Bırakmıştım. Para hala benimdi, onu çevreleyen alanda öyle.Hala Onun beni sevmesini hatalarımın geri alınabilir olmasını ve her şeyin daha iyi olmasını isteyebilirdim. Ama bunların olmayacağı gerçeğiyle savaşmamalıydım.

Bir yandan hayatın tadını çıkartıp öte yandan ona fazlaca bağlanmadan yaşamın geçiciliğini kabullenmenin bir yolu var.

3

Aslında bu durumu birde merdiven çıkmasına benzetebiliriz.Bir merdiven çıkıyorsunuz ve dördüncü basamağa geldiğinizde en üst basamağa ulaştığınızı düşünebilirsiniz ve daha yükseğe çıkmazsınız.Bu yüzden dördüncü basamakta kalırsınız ama işin aslı , beşinci basamak vardır.Ona ulaşmak için dördüncü basamağı bırakmaya razı olmak gerekir.Daha farklı fikirlere daha farklı bir hayatın olmasını istediğinde kendine şu soruyu sorman gerekir hep. Dördüncü basamağı bırakmaya razı mısın ?

Şimdi durup bir düşünün. Tüm sorduğumuz o sorulardan bazılarını kendinize sorun . Duygularımızı bir köşeye atıp üstüne basarak geçmeyin.Mantığınızı kaybetmeyin demiyorum ama insanı insan yapan sadece mantıklı düşünebilmesi değildir, insanı insan yapan duygulardır.Acınızı , aşkınızı , sevginizi , mutluluğunuzu bir köşeye atıp gitmeyin.Önceden sizi mutlu eden insanları bırakıp gitmeyin,Eğer gittiyseniz gidip onu geri kazanın.Üzmeyin be abi birbirinizi .Gurur yaparak çok şey kaybederiz.Hayat devam ediyor, Zaman hiç durmaksınız koşuyor,Kaybettiklerinizden pişmanlık duymadan önce düşünün .Görmezden geldiğiniz insanları her gün yeniden keşfetmek , yeniden sevmek için açın gözlerinizi.Bir çok kişi ben dahil bir hata yapıyoruz.Mutlu olmak için acımızdan tümüyle kurtulmamız gerektiği hatasına düşüyoruz.Aslında acıdan yada mutsuzluktan tamamen kurtulmak doğru değil.Acının olmadığı yerde mutluluk var olabilir mi ? O yüzden şimdi ilk işin çevrene bir bak.Yanındaki sevdiklerine, arkadaşlarına, dostlarına , aşık olduğun insanı tekrar ve tekrar yeniden düşün…Düşünki onların senin yanında olduklarının farkına var ve onları asla ve asla üzme..Çünkü üzersen geri dönüşü olmayan sonsuz bir acının içinde kendini bulabilirsin….

Merhana Ben S.Enes Sipahi 18 Yaşındayım. 2006 yılında ilk bilgisayarım alındığında masanın üstünde bir kağıt kaç ile karşılaştım.Bunları incelediğimde photoshop ile ilgili alıştırma kağıtları olduğunu anladım.Bu kağıtları gördüğümden bu yana yıllar geçti ve bu yıllarda tasarıma olan sevgim ve merakım her geçen gün daha çok arttı.O zamandan bu zamana kadar bir çok şey öğrenmeye çalıştım . Şuanda ise web design ,ui design , arayüz tasarımı ile zamanımı geçirmekteyim.Tasarımın yanında ise fotoğraf çekmekte benim en çok sevdiğim şeylerden birisidir.Çektiğim fotoğrafları tasarımlarımda kullanmamda beni daha özgün hala getiriyor. Ama bir süre sonra girişimciliğe merak salmamla birlikte herşey daha farklı olmaya başladı.Düşüncelerim kök den değişti.Artık tüm yeteneklerimi girişimcilik üstüne odaklıyorum.

Comments 1
  • Geçerken uğrayan
    Posted on

    Geçerken uğrayan Geçerken uğrayan

    Cevapla Author

    İnsanlar yaşadığı veya okuduğu her şeyi tam olarak hatırlayamaz, onda sadece biraz kırıntı kalır ve çoğu zaman bu kırıntılar kaşındırır. Şanslıysa bunlardan kurtulabilir ya da alerjiye dönüşebilir.
    Bu yazı sonunda düşündüklerimin özeti bu oldu. Umarım çoğu insan gibi senin de hatalarından biri sadece bunları düşünmek olmaz..